KARALAMA (İng. Scribble ya da Fr.Griffonner) – Psikiatrik Bir An

2012-07-30 16:09:27

 

“Resim, sözcüksüz şiirdir.”
HORATIUS

Elinizin altında bulunan kağıt parçalarına farkında bile olmadan çizdiğiniz biçimler, sizin ruh halinizi ele vermeye yetiyor. Bu konudaki ilk araştırmalar ile bulgular, psikanalizin babası sayılan Sigmund Freud’ un çabasıyla ortaya çıkmıştı [*].

Psikiyatristler, ellerinin altındaki örneklerle hastalarının sorunlarını daha kolay gün ışığına çıkarmaya başlamışlardı. Öyle ki, çeşitli karalamaların anlamlarını kapsayan kitaplar elden ele dolaşmaya bile başlamıştı.

Böylece doğmuş olan Grafoloji Bilgisi, insanların yazılarından ya da attıkları imzalardan yola çıkarak karakter analizleri yapmayı kolaylaştırıyor. Bu günlerde İngiliz Grafoloji Enstitüsü yaptığı araştırmalarda, bir şey dinlerken ya da düşünürken yapılan karalamaların karakter hakkında ne gibi ipuçları taşıdığını inceleyerek, açıkladı.

Aynı işlem küçük yaştaki çocukların yaptıkları resim ya da karalamalar için de geçerlidir. Bunlardan yola çıkılarak çocuğun karakteri ya da ruh hali hakkında bilgi edinilebilir.

Uzmanlara göre dünyanın her yerinde insanların yaptıkları karalamalarda benzer figürlerin kullanılıyor olması raslantı olmayıp, farklı anlamlar taşıyor.

Bunların bazılarını şöyle sıralıyorlar :


Portre: Karışık çizilmiş bir surat, ötekilere karşı güvensiz duygulara, komik anlatımlı bir surat çizimi dikkat çekme isteğini gösterir.


Çiçek: Birçok çiçeği bir arada karalamak bireyin sosyalliğini, sapı eğri çiçek ise endişeyi resimlendiriyor.


Kelebek: Hiçbir şeye bağlanmak istemeyen ya da ruh halini temsil eder.

Kuş: Uçan bir kuş çizen kişilerin hayal güçleri çok kuvvetlidir. Her zaman büyük hayaller peşinde koşmaya bayılırlar. Ayrıca seyahat etmeyi, macera yaşamayı da severler.


Kalp: Özel birine karşı duyulan duygusal yakınlığı simgeler.

Basamak ya da merdiven: Bir amaca yönelik hırs ile iradeyi gösterir. Ayrıca, daha mutlu, daha rahat olma isteğini belirtir.


Karışık desenler: Karışık aynı zamanda ayrıntılı karalamalar, takıntıları simgeler. Bu kişiler, duygularını belli etmekten hoşlanmaz.


Ok: Dik, düzgün bir ok hedefe gösterilen önemi, desenli bir ok ise arzuları belirtir.


Gemi ile uçak: İçinde bulunulan durum ile ortamdan kaçma isteğini gösterir.


Ev: Güvenlik gereksiminde olunduğunu simgeler. Eğri büğrü ev ise yaşanılan evdeki mutsuzluğu temsil eder.


İsim: Kendi ismini yazmak, dikkat çekmekten hoşlanmayı; başkasının adı ise aklın o kişiyle dolu olduğunu gösterir.


Küp ya da kutu: İçinde bulunulan durumu kontrol altına alma isteğini gösterir.

Üçgen: Öğrenmeye susamış, araştırıcı, tehlikelere atılmayı göze alan, güçlü bir iradesi olan biri sürekli üçgen çizer. Bu kişi zor karar verir ama hiç kimse onu kararından döndüremez.

Kare: Ciddiyeti, kararlılığı simgeler. Pratik amaçlara yönelen, özü sözü doğru kişiler kare çizerler. Hayatlarını güvence içinde sürdürmeye çalışırlar.

Daire: Daire şekli sonsuzluğu, bütünlüğü, birliği ve korumayı simgeler. Kalbi sevgi dolu olan esprili kişiler, daire çizmekten hoşlanırlar. Genelde kendilerini ikinci planda tutarlar.

Paralel Çizgiler: Soğukkanlı, acil durumlarda hemen harekete geçmeyi başaran kişilerdir. Ne istediklerini çok iyi bilirler. Eğer çizgiler diagonal çizilmişse, o kişinin lider olma eğiliminde olduğu söylenebilir.

Düz Çizgiler : bu tür çizgiler çizen insanlar, genelde sözünü sakınmayan, az ve öz konuşan tipler olma eğiliminde.

Sıfırlar ile Çarpılar : Rekabete açık insanları anlatıyor.

Yıldız: Altı köşeli yıldız çizen kişilerin insan doğasının erkek ile dişi yanları arasında bir denge kurabildikleri anlaşılır. Meraklı, öğrenmeye açık, konuları derinlemesine inceleyen kişilerdir. İdealist olanlar genellikle yıldız çiziyor.

Zikzak: Yuvarlak zikzaklar romantizm duygusunun baskınlığını, dik, keskin zikzaklar ise sinirli karakteri simgeler.


Çöp adam: Duygularını kontrol altına almayı başarmış olma duygusunu belirtir.

İngiliz psikolog Jackie Andrade’toplantı sırasında karalama yapanların, bu yolla konsantrasyonlarını artırdıklarını, bu yüzden de desteklenmeleri gerektiğini söyledi.

Plymouth Üniversitesinde görev yapan Andrade, yayımlanan bir araştırmasında, sıkıcı bir monoloğu dinlerken kağıda bir şeyler karalayanların, konuşmanın ayrıntılarını oturup dinleyenlerden daha iyi hatırladıklarını söyledi. Andrade, sıkıcı bir konuşmayı oturup dinleyenlerin bu sırada hayal kurmaya eğilimli olup, bundan ötürü de konuyla ilişkilerinin kesildiğini belirtti.

Araştırma çerçevesinde 40 gönüllüye, 2 buçuk dakika süren tekdüze bir telefon mesajı dinletildiği sırada kağıt üzerinde rastgele karalama yapmaları istendi. Mesaj dinletildikten sonra yapılan bellek testinde, gönüllülerden, konuşmada adları geçen kişi ile yerlerin isimlerini yazmaları istendi.

Mesajı dinlerken karalama yapanların, kişi ile yer isimlerini anımsamada ötekilerden yüzde 29 oranında daha başarılı oldukları gözlendi.

 

—————————————————–

[*] Aslında el yazısı bilimi (grafoloji) yenilerde bulunmuş bir olgu değildir. İlk kez bundan üç bin yıl kadar önce önce Çinlilerce geliştirilip, bir çok uygarlıkça da büyük saygınlık görmüştür. Bu bakımdan Sigmund Freud’ un yaptığı grafolojiyi tıp alanına almak olmuştur.

ALINTIDIR.

0
0
0
Yorum Yaz